Perşembe, Ekim 25, 2018




Aslında bütün bu telaş, bir fâninin ölümü unutmasının hikayesidir..
                                        Huzeyfe Mücahit Osmanoğlu
————————————————————————
 Sabah uyandığım zaman amacım sadece yataktan kalkmak yada yataktan kalkmamak için bahane aramak. Bazı şeyler üzerimize vazife olduğu için kalkmamız gerekiyor. Sıradan hayatın sıradan işleri ile uğraşıyoruz öyle değil mi? İhtiyaçlar istisna “kahvaltı, Çalışmak, yıkanmak, giyinmek vs..”

Çalışmaktan kastım “ekmek parası” onun haricinde çalışıyor muyuz? Veya çalışmak kelimesi bize sadece “” demek mi? 
Hayatımızda günümüzün çoğunu ekmek parası için, tecrübeli olduğumuz konuda, konularda çalışarak geçiriyoruz. Ama hepsini değil. 
Her insan aynı düzeyde yaşamıyor ama her insan aynı kutunun içinde farklı şeyler ile meşgul oluyor. Evet telefona kutu diye hitap ediyorum. Çünkü telefonlar boş bir kutu biz içini ne ile doldurursak onunla doluyor ve bize geri dönüşü doldurduğumuz şeylerin gelişmiş hali ile geri dönüyor. 
Ve biz bir zamandan sonra kutumuzun içine ne doldurduğumuzu önemsemedik. Tıpkı hayatımızı ne ile doldurduğumuzu önemsemediğimiz gibi. Eğer hayatta bana pozitif etki edecek insanlar ile yaşıyorsam onların geri dönüşü yine telefondaki gibi gelişmiş oluyor. 
Çoğu insanın telefonunda ne olduğunu biliyorum. Youtube sağolsun. O kadar güzel şeyler ile doldurmuşlar ki ve ben kendi kendime dedim ki “onların matruşka’dan bir farkı yok!” Neden mi? Çünkü kullandıklar bilgiler onları yarın için hazırlamak yerine, yerlerinde saymayı, bir üst seviyeye geçmek zannettiriyor. 
Bazı insanlar bu söylediklerimin dışında olsalarda, çoğunluk olarak bütün insanlar kutusunun içini boş uğraşlar ile oyalayan uygulamalar ile dolduruyor. Ve sonra geriye baktığım zaman hayatımızın ihtiyaçlar dışında bomboş geçtiğini fark ediyorum. Biraz enerji gelmeli ruhumuza biraz yenilik yada biraz gerçekleri düşünme dürtüsü olmalı.
Bu hayatta yaptığın ve seni bir üst seviyeye taşıdığına inandığın bir şeyi yapmaktan zevk alırken yaptığın şeyin gerçekten seni geliştirip geliştirmediğini kontrol et. Çünkü buna hepimizin ihtiyacı var. Belki de aradığımız gerçek sadece ÖLÜM’dür. 

Salı, Ekim 23, 2018




Kıran ailesi. Çekirdek bir aile. Handan, Karan ve tek çocukları Süel. Küçük bir kasabada, düzen canavarı gibi yaşayan tek aile. İki katlı gayet modern bir evleri var. Handan zeki ama aşırı derecede titiz bir kadın. Düzen takıntısı, bir annede olması gerçekten çok acı verici bir durum. Onunla hayat nasıl geçer bilmiyorum. Bunu en iyi bilen kişi Karan. Ama karısından beter bir kişiliğe sahip. Beş yaşında obsesif kompulsif hastalığı teşhisi konulmuş ve tedavi olmaktan hep kaçmış. Şuanda günde otuz defa ellerini sabunla yıkayan olmadı deterjanla ovuşturan ve her defasında kapının kilitli olup olmadığını kontrol eden bir adam. Çocukluğu bundan farksız. Her zaman diğer çocuklardan farklı olarak büyümüş. Ve bu iki insan ile yaşayan normal bir çocuk. Tabii ne kadar normal olabilirse. Günleri bir diğer gün ile hemen hemen aynı geçiyor. Her gün saat beşte aile ayakta oluyor. Kahvaltı bütün düzeni ve şıklığı ile salondaki masada aileyi bekliyor. Kahvaltı yapıldıktan sonra baba işe çocuk okula gidiyor. Handan ise viladasını ve çeşit çeşit deterjanlarını yanına alıp işe koyuluyor. Hayat onlar için normal olsa da çoğu insan onları tahtasızlar olarak adlandırıyor... 


“Sürç-i lisan ettiysek affola...” 

Pazar, Ekim 07, 2018



1- Bloğunuzda hangi yazınız silinirse üzülürsünüz ?

Her yazımı duygu dolu yazıyorum. Her biri ayrıdır benim için. Aralarından seçmek zor olsa da “köy”
Adlı yazım seçtim. Silinirse, kaybedersem çok üzülürüm. Çünkü içimdeki duygularımı ve yaşadığım ortamı anlattığım için çok samimi geliyor. Evet kendi yazım kendime sonradan okurken çok samimi geldi. :) 
Ben emek sarf ederek yaptığım herşeye değer veriyorum. Eminim ki sizde emek ve sevgiyle hazırladığınız herşeyi seviyorsunuzdur. Bende yazılarımı muhafaza ediyorum. Eğer muhafaza ettiğim yazılarımda bir şekilde kaybolur veya silinirse gerçekten çok üzülürüm.

2- Silinmesi durumunda üzüleceğiniz yazınızın bir kısmını paylaşır mısınız? 

Tabi ki! 

Güne sabah ezanları ile başlanır. Abdest alınır. Namaz kılınır. Kuranı kerim okunur. Eğer varsa inekler , koyunlar onları ziyaret ederler. Yemlerini verip eve dönerler. Daha kahvaltıya çoktur. Malum yeni nesil köy , şehir ayırt etmiyorlar...  bahçedeki maydanozlar , naneler , rokalar günün erken vaktinde sulanır ve güneşe hazırlanırlar. Evvelki günden Hazırlanmış olanlar kırpılır ve tabağa yıkanıp konulur. Eğer köy ekmeği bitmişse evvelden hamur hazırlanır. Hemen tandırda pişirilir. Ekmekler sıcakken köy tereyağı içine sürülüp tepsiye konulur.  evimizin ninesi tavuk kulübesinden sıcak sıcak yumurta toplar sepetine. Billuruna "bardak" suyunu koyar kahvaltısını hazırlar. 



3- Silinmesi durumda üzülüceğiniz yazınızın linkini paylaşır mısınız  ? 

 Paylaştım:) Köy

Not: Her zaman olduğu gibi yine biraz ihmal ettim blogu :) ama komşularımı ve yorumları takip edenler mutlaka görmüşlerdir beni :) sık sık yayınlamasamda buralardayım yani :)