Cumartesi, Mayıs 19, 2018


Merhaba:)
 Bildiğiniz gibi bu aralar blog aleminde konuşulan bir konu var. Blogger kapanıyor mu.? , blogger bahar temizliği ne demek.? Vs.. bu şekilde başlıklar altında yazılar okudunuz. Önce bir korku geldi içinize. Derin derin düşüncelere kapıldınız. Sonra konu aydınlanınca sizde bir ohh çektiniz.:)) buraya kadar tamamdır. Pekii ya gerçekten kapansaydı. Kaldırılsaydı. Ne yapardık.? Tepkileriniz nasıl olurdu.? Bu kadar  emek ile hazırlanmış bloglar birgün de silinip gitseydi. Hiç kimse birşey yapamadan.:( nasıl bir ortamda buluşurduk.? Yine kaldığımız yerden bomboş devam edebilir miydik.? Sizin nasıl bir çözümünüz olurdu.?Kocaman bir aile , mahalle , komşular...
İnşaAllah böyle kötü bir durum ile karşılaşmayız...🤗

Salı, Mayıs 15, 2018




Mükemmel denildiğinde akla ilk gelen şey üzerinde uğraşılan herhangi bir işin kusursuz bir güzelliğe sahip olmasıdır. Bu güzelliği ortaya çıkarmak için  uğraşan insanlar ise mükemmeliyetçi oluyorlar.:))
Ne tuhaf ki tamamlanması gereken küçük bir iş bile o insanlar için saatlerce uğraşılması gereken mühim bir uğraştır.:)) Bazen çabalamaları çekilmez olsa bile güzelliği ortaya çıkarmak için uğraşmaları sadece mutlu olmak içindir.:))
 Tabii sorumlu oldukları işleri onlar için mükemmel olmak zorunda. Ama maalesef işleri ile uzun saatler uğraştıkları için aile , arkadaşları , hobileri yarım kalıyor.:(  kendilerini çekip alamadıkları ince detaylarda kaybolmaları onlar için büyük bir zevk iken , mükemmeliyet kavramını tam anlamıyla tersten anlayan insanlar abartıda sınır tanımıyor. Tabi ne zevk kalıyor , ne de güzellik geriye sadece sıkıcı ve bunaltıcı görseller kalıyor.
  Yaptıkları iş üzerinde saatlerce vakit ayırmalarına rağmen soru sorulduğun da 2 dakika içinde halledildiğinden bahsederler.:) övülmek onlar için utançtır. Sadece değer verilmesi ve hoşgörülü olmak yeterlidir.:)) sade bir hayat yaşıyor gibi görünseler de kıyafetlerine kadar herşeyleri mükemmel bir dizayn oluşturur. Zaten genellikle simetri hastalığı bulunduğu için hiç bir ayrıntıya amann demezler.:)) Küçük bir problem gibi gözüküyor öyle değil mi.? Böyle insanlar ile nasıl yaşanır ki.? Bence abartı olmadan işlerini zevkle  , ince ayrıntılarda kaybolup konudan uzaklaşmadan , her karede güzelliğin peşine düşen insanlar ,  mükemmeliyetçi ruhlarını korumuş sempatik insanlardır.;))
  Böyle bir insan ile yaşamak isterdim. Fakat böyle bir insan olmak istermiydim. Düşünüyorum....
Birde disiplin canavarlarıdır. Düzen vazgeçilmezleri... mükemmeliyetçi bir anne , baba veya bir kardeşin olabilir.:)) galiba bu güzel insanlar ile uzaktan arkadaş olmak isterdim.:)) ne olur ne olmaz.:) çünkü kendi gibi olsun isterler etraflarındaki insanlara. En azından kendi  potansiyellerine yakın olsun isterler. Galiba ben bu kadar değilim. Var bende de biraz mükemmeliyetçilik ama her insanda olduğu kadar.:) mesela aşırı düzenli değilim.🙈 birinin yakası şöyleymiş , böyleymiş umrumda olmaz. Hatta biraz maymun iştahlılık var bende.:))
 İnsanlar farklıdır. Ama herkesin bir kalbi var...

Ortak öykü’ye bende katılmıştım. Sıra bana geldi.:)) biraz heyecan var. Biraz dediğim de uyumam gereken vakitte uykumun kaçıp benim telefon başına geçmem.:))
Öykü’nün tamamı:https://berlin7586.blogspot.de/2018/05/ortak-oyku-yepyeni-bolum.html

Çok bulutlu’nun günlüğü
Hayallerimde babam bir kahramandı. Şöyle Superman gibi kötülüklere baş kadıranlardan.Kesinlikle bir gün birisine yardım etmeye çalışırken hayatını kaybetmiş olmalıydı.Hep böyle hayal etmiştim. Ancak bu ölüm yalanıyla benim kahramanımı asıl şimdi öldürdüler.Gerçekten de babam benim düşündüğüm gibi bir kahraman olmayabilir. Hatta tam tersi kahramanların savaştıkları kötü adamlardan da olabilir. 
  Ne kadar aptalmışım diye söylenirken,masanın üzerinde duran parıltılı ahşap sandığı fark ettim. Eve geldiğimden beri orada mıydı emin değilim ama şu anda kesinlikle beni kendine çekiyor, onu açmam için yalvarıyordu. Merak etme  dürtüme yenik düşüp sandığı açmak için zorladım.Tabi ki kilitliydi. Bir kaç denemeden sonra pes etmek üzereyken karşı duvardaki aynada bir ışıltı gördüm. 
 Ne tür bir bir masalın içindeydim.? Pamuk Prenses masalında mıydık ,Ayna ya bakıp: ’Ayna ayna söyle bana var mı benden daha güzeli mi demem lazımdı?’ Neler oluyordu?
 Aynaya yaklaştığımda latin harfleriyle yazılmış bir yazı gördüm. Uzunca bir süre baktıktan sonra yazının türkçe ama  kelimelerin tersten yazıldığını fark ettim.’Anahtar Sensin’ yazıyordu. ’Ah ne zekice ama !’ diye düşündüm.Daha iyisi olabilirdi. 
Ama bir dakika! Bu ne demekti? Anahtar ben miydim?
 Kafamdaki bu sorularla sandığa bir kez daha yaklaştım.Elimi, tozlarını silmek için sandığın üzerinde üç kez sağa sola salladım. İnanmayacaksınız ama sandık üçüncü dokunuşumdan sonra açıldı.Hızlıca kapağını açtım.İçinde birkaç deste mektup vardı.Bunlar annemden gelen mektuplardı.Bir de fotoğraflar vardı.Benim fotoğraflarım.Annem  benim her anımın resimlerini göndermiş babama.İlk adımlarımı atarken,ilk dişlerimin döküldüğü zamanlar,lise mezuniyet günümden kareler ve dahası...
 Demek benden habersiz değildi.Her şeyi biliyordu.Yine de benimle iletişim kurmadı.Bu kadar zaman bizi isteyerek yalnız bırakmıştı. Zihnim bu düşüncelerle boğuşurken gözlerimden yaşlar çoktan akmaya başlamıştı.  Yine de bir yanım ‘Bu resimleri neden saklamış o zaman?’diye soruyordu.Bir sebebi olmalıydı.Belki de gerçek benim düşündüğüm gibi değildi.İçten içe öyle olmasını umuyordum.Bir açıklaması olmalıydı.  
  Bir kaç dakika sonra kapıda ıslak gözleriyle beni izleyen babamı ve Yusuf’u fark ettim. Delirmek üzereydim. Daha fazla kendimi tutamayıp bağırmaya başladım.

Yusuf babama yaklaşıp; ’Baba, her şeyi  bilmek onun da hakkı.Neyle karşı karşıya olduğunu önceden bilmesi  daha güvenli olur. ‘dedi. 
Sonraki bir kaç dakika Yusuf’un ağzından çıkan ‘BABA’ kelimesi kulaklarımda çınlamaya devam etti.

GİRİFT

   Nasıl olur.? , Neden.? İçimdeki karmaşık sorular korku ile cevaplarını bekliyordu. Yaşadıklarım ruhuma çok ağır geliyor. Zorluklar karşısında kendimi karamsar ve zayıf hissediyorum. Karşımda 2 tane hayatımı alt üst etmiş adam vardı. Arkamdaki komodin de bıraktığım hatıra dolu sandığın nasıl bir açıklaması olabilir ki.? Üstelik yusuf... Tereddütsüz aptalca inandığım , kendimi toparlamak ve iyi  hissetmek için adım attığım insan. O da kapalı bir sandık. Karanlık sürprizler ile dolu. Yavaş yavaş yanlarına doğru gitmeliydim. Artık her şey ortaya çıkmalı , sorularım cevaplarına kavuşmalıydı. Hazırdım ne kadar zayıf hissetsem de hazırdım. Derin bir nefes aldım. İçimdeki hararetten olsa gerek terlemeye başladım. Alnımdaki soğuk terleri silmek için elimi yüzüme götürdüğümde burnumdan kan geldi. Buda ne şimdi.? Daha öncesinde de bir kaç kere burnum kanamıştı. Ama hayatımın karmaşıklığı içinde silinip gitmiş , önemsememiştim.  Bu defa daha çok ve ağrılıydı. Bir anda vücudum titremeye başladı. Gözlerim hafif hafif kararmaya ve başım dönemeye başladı.Sağımdaki masadan destek almaya çalışırken bir anda yere düştüm. Yarı uyanık , yarı baygın halde birbirlerinden anlaşılmayan 4 ağlamaklı ses vardı kulaklarımda... 


Mimlediğim komşum: gezegenin sihri:)) top sende.:)))

Pazar, Mayıs 13, 2018


Komşularım hepinize kocaman selam.:))) bu aralar komşu yazısını çok görüyorsunuz. Ama  o kadar seviyorum ki siz artık benim sağımdaki apartmanda oturan komşularımdan daha yakınsınız.:)) bugün üzerinde hasbihâl edeceğimiz konu RAMAZAN 🌹

 İnsan her gün biraz daha olgunlaşıyor. Geçen senem ile bu senem arasında dağlar kadar fark var. Geçmişte kabul ettiğim herhangi bir şeyi şimdi asla kabul etmem diyebiliyorum. Zamanla doğrular ve yanlışlar yer değiştiriyor. Ama taşlar ölene kadar oturmuyor. Çünkü ademoğlu hata ile yoğruluyor.  Kendimi olgunlaştırmak için mutlaka şunu hep yapmalıyım. Veya sadece buna odaklanacaksın demiyorum kendime.Sade ve yeterli hedeflerim var. Hedefim kitap , ahlak , düzen , yemek vs.. olabilir. En ufak bir bilgi bile geçmişinizdeki sizi değiştirmek için yeter.:) Sonuçta öğrendiğiniz bir yemek tarifi bile olsa bu yaşınıza kadar onu bilmiyordunuz.
 İnsanlar hiç bir şey yapmasa bile yanında 2 çayın arasındaki muhabbeti bulmuş insanlardan , sadece gençliğini hatırlayan ninelerden , dedelerden , bir çöpçüden , edepsizliğin dibine vurmuş insanlardan , saygı ve sevginin ayaklar altına alındığı ortamlardan bahsedildiğinde , merhamet yoksunu insanlardan o anda öğrenebilecekleri çok şey olabiliyor. Annem hep bana “ edepsizden edep öğren. “ der. Önce bir terslik varmış gibi değil mi? Ama biraz üzerinde düşününce edepsizin hareketlerinden çıkarılacak dersler olduğunu anlıyorum.:) konu dağıldı gibi .:)) durun durun bağlayacağım ramazan’a :)
  Geride kalan bütün aynı günlerim ama farklı benliğimle bu ramazanı şerifi de karşılamaya 3 gün kaldı.:))) bu günüme kadar her günüm yeni bir şey öğrenerek geçmiştir. Dini yönden eksikliklerim , kişisel gelişimim , aile içi sorumluluğum vs... hepsi için küçük bir birkimim var.:))) aslında her insanın sırtında taşıdığı tecrübe çantası vardır. Ama o çantada ne biriktirdik.? Bizi günden güne olgunlaştıracak bilgiler mi? , yoksa yolumuz da bizi tökezletecek taşlar ile dolu mu? Sizce hangileri ile dolu? Bence her ikisinden de biraz biraz vardır çantamızda. Bu ramazan ayında çantamızı açıp biraz kurcalayalım ne dersiniz.? Bakalım içinden neler çıkacak. Ağırlık olan boş bilgiler bir taş gibi atılsın çantamızdan. Yerine daha işe yarar bilgiler ile dolsun. Aslında her ay bu temizliği yapmakta fayda var. Bu ay içinde özel bir temizlik gerekiyordu. Biraz da yeni bilgiler ile dolmalı...
 Bu güzel ay için taze taze bilgiler , alışkanlıklar edinilip olgunlaşmak lazım.:)) her yeni gün yeni bir insan olmak için taşlardan kurtulmak lazım.:)) bizim amacımız da bu.:))
Çantamızdan gereksiz bilgileri atmakta yeni bir güne olgun bir insan olarak başlamak değil mi?:)

 Ramazan geleceğini bize haber vermişti. Bizim için süslendi. Bir ay sonra bayram olacağını ve mutluluk şekerleri ile dolu günler geçireceğimizi not bıraktı.:) ee bizde bayram için çantamızı süslemez miyiz.? ALLAH rızası için oruç tutup ibadet etmez miyiz.?:)))seve seve heyecan ile yaparız.:)))

Mutlu kalın.🤩

Cuma, Mayıs 11, 2018



Merhabalar.:)))
Nasılsınız.? Öncelikle hasta olduğum için yazı yazamadım. Oturduğun yerde ne üşengeçsin diyebilirsiniz.? Ama benim bir huyum var. Ben yazarken yazdığım kelimeleri ağzımda tekrar ederek yazıyorum. Malum hastalığımda dişimden olunca zorluk çektim.:))) neyse çook uzun yazacağım.
Açıklama kısmı kısa olsun.:))
Beni bu güzel mime kattığı için Yıldız “ablama” teşekkür ederim.:)) hadi şimdi aşağı doğru kaydırın.:))



BLOG ALEMİNE NASIL GİRDİN?

Şöyle ki abim bu işler ile uğraşıyordu. Tabii ben pek anlamıyorum abimin işi ne iş .:)) ama genel olarak site alıp satıyor veya hazırlıyor. “ pek emin değilim.”:)) blog dünyasından uzak diyebilirim.:))
Ama bana bu işte çok yardım etti saolsun.:)) onun bilgi birikimi ile benim yeni hobi arayışım birleşti ve birgün neden olmasın dedim. İnanın  ilk yazımı defterime yazarken blog dünyasına dair hiç bir şey bilmiyordum. Ne blogger nede  wordpress İkisini hiç duymamıştım. Yazmaktan o kadar zevk alıyorum ki ne olursa olsun. İster bilgim olsun ister olmasın.:)) Şehirler ile ilgili yazı yazan bir ünlü vardı. Aslında takip etmiyorum kendisini.:) ama o an blog ile ilgili araştırma yaparken bir anda karşıma onun yazıları çıktı. Ve ben artık bu işin içindeyim dedim ve 6 aydır blog dünyasında küçük bir blogcuğum var.:))


HANGİ BLOG SANA İLHAM OLDU?

Aslında yukarıda dediğim gibi bir ünlünün seyahat yazıları ilham oldu bana.:) ama sonralarda bu işin içine girdiğim zamanlar tabiki DEEPTONE ilham oldu.:) hala da  öyledir.:))
 Aslında her komşum bana bir ilham kaynağı.:) mesela kitap yorumu olarak başka bir komşum , film önerileri olan komşum , dini yönden bana katkısı olan komşum.vs... böyle gider çünkü herkes kendi özgün içerikleri ile bana ilham oluyorlar.


BLOGA YAZDIĞIN İLK YAZIN İLE SON YAZDIĞIN YAZIN ARASINDA FARK VAR MI?


Evet. Hemde  çoook:) ilk yazılarım da mükemmel bir ciddiyet , utangaçlık , sanki sınıf için başkan adayı olarak tahtanın önünde arkadaşlarıma  büyük bir emekle hazırladığım konuşma gibiler.. :)) 
Şimdi kendimi biraz daha açtım. Özgüvenimi toparlamaya çalışıyorum. O zamanlar biraz daha genel yazılardı. Şimdi daha çok duygularımı paylaştığım içeriklerim var. Ömrüm varsa bundan 1 sene sonra   acaba bu yazılarım için ne diyeceğim.???:) ama asla utanmam çünkü onlar acemi olarak yazdığım bir kaç küçük bilgi ile toparlayıp yazdığım yazılarım. Arada okur kendimi ölçerim.” Bilmiyorum belki de ilk yazılarım daha iyidir bunu benden çok siz daha iyi bilirsiniz.” Yeri gelmişken sormam lazım. Eğer varsa yazılarım da rahatsız edici birşey mutlaka bana bildirin.” Çok sevinirim.:))


YAKIN ÇEVRENDEKİ İNSANLAR BLOGUNU BİLİYOR MU?

Evet ailem biliyor. Ama arkadaş çevremden nadir kişiler bilir. Birde bu ay dedeme söyledim. Öyle işte çok kişi ile paylaşmadım. Aslında iyi tepkiler aldım. Ama laf açılacakta ben öyle söyleyeceğim. Yoksa kendim asla bir şeyler  yaptığımı söyleyemem. Utanırım.:)))

BLOG YAZMAK YAŞANTINA NE KATTI? YADA NE ÇIKARDI.?

Çok şey kattı diyebilirim. Fazla arkadaşı olmayan , sade takılan , genelde 3,4 yaş büyük insanlar ile muhabbeti olan biriyimdir. Burası bana sosyalleşmem açısından büyük yardımı oldu. Teşekkürler blog.:) Teşekkürler komşularım.:)) Hayatımdan bir şey çıkarmışsa. Olsa olsa özgüvenimi kırmamda yardımcı olmuştur. Yoksa negatif bir eksiklik yaşamadım.:) Ayrıca bol bol yazı yazıyorum. İçimi döküyorum. Rahatlıyorum.:))) bundan alası varmı.?😂


ŞUAN BU MİM YAYINI İLE BİRLİKTE BLOGUNDA KAÇ YAZI VE KAÇ SAYFA GÖRÜNTÜLENMEN VAR.?


Yanlış saymadıysam 58 tane yayınım var. Çok azmış.🙈Bu yazıyı yazdıktan sonra birde iç muhasebe yapayım ben.:) 16.424 sayfa görüntülenmem var. :))
BONUS: 94 pırıl pırıl komşularım.:))

HANGİ BLOGUN MUHASEBESİNİ ÖĞRENMEK İSTİYORSUN.?

Eğer onlarda istiyorlarsa bizim ile paylaşmak şöyle bırakayım.:))👇🏻
İman power
Melankolik pırasalar
İrem akay
Deepinside
Bu güzel komşularım bu mimi yapmadılar diye biliyorum ve mimliyorum.:)) tercih sizindir.:))

Not: Fotoğrafı yükleyene kadar canım çıktı. Yazıyı bile fotoğraftan daha az uğraşıp yayınladım.😅

Pazartesi, Mayıs 07, 2018


Selamlar..

Nasılsınız? Neşeli bir cumadan sonra herkes tebessüm ediyordur umarım...:)))
Valla aklıma geldikçe çok mutlu oluyorum ben.:) normalde çok ciddi ve kararsız bir insanım.:)
Biraz özgüveni kırık.. mim yapmaya çekinen biri olarak etkinlik çok ağırdı ama aştım kendimi şükür..

 Şu an bahsedeceğim konu ile alakalı olduğu için bu şekilde başladım.:) ne alaka ? Derseniz...
 Farklı farklı insanlar var. Kimi utangaç kimi sakin , kimi hırslı , kimi hüzünlü vs.. bu böyle gider. Her insanın kendince duyguları daha baskın olur ve hayatlarında büyük rol oynar. Bazende yaşam tarzları yaşadıkları insanların hayatlarını etkiler. Belki olumlu belki olumsuz.. yaşadıklarımdan ulaştığım sonuçları anlatıyorum aslında..
 Hani arkadaş seçimini güzel yap derler ya! İşte çok önemli bir mevzu çünkü ahlak avantaj veya dezavantaj olabiliyor. İnsanlar sizi etkileyebiliyor. Mesela evde biri hasta olduğu zaman ve sizden başka kimse yoksa mutlaka enerjiniz düşer. Halsiz olursunuz. Ben genelde hasta olmasam bile sanki hastaymış gibi psikolojik etkilenirim. Veya mutsuzken yanınızda enerjisi yüksek biri var ise mutlaka birşeyler kaparsınız. Biraz olsun hafiflemiş hissedersiniz. Tabii bazende ahlak bakımından etkiler insanlar bizleri.. sürekli sinirli , huzursuz ve ağzı bozuk insanlar varsa etrafınızda siz farkında olmadan alışırsınız. Birazda zayıf bir insansanız yavaş yavaş içine çeker ruhunuzu...:(
 Cuma günü davet ettiğim her komşumdan olumlu dönüşler alınca benim hayatımdaki bütün olumsuzluklar biranda yok oldu. Ruhum mutluydu çünkü enerjisini bana hissettiren komşularım vardı..:)))
 Bazı insanalar fena kin besler. İnsanın içini çürüten cinsten. ALLAH korusun o insanlardan bizleri...
pek belli etmezler kendilerini sanki iyiymiş gibi görünüp kötü bozarlar insanı.. iki yüzlülüğün seviye atlamış hali..:))  işte bu tür insanlar size olumlu enerji veriyor gibi görünür ama içinizi karartırlar farkında olmazsınız. Ahlakınız değişir ve bakmışsınız sizde onlar gibi oluvermişsiz..
  Bazıları çok cimridir. Bir tek para konusunda cimri değiller her konuda cimrilik yaparlar. Çok yakın bir insansa size yavaştan bir huy değişikliği olabiliyor amannn dikkat!:)))
İnsanlar kendilerinin farkında değiller. Ben bugün kendimde bunu fark ettim. Bende hayatımdaki insanların bana verdiği eksileri artıları oturup kendi kendime düşündüm. Gerçekten ben ben değilmişim. Şu aralar bir agresiflik vardı bende. Hayatıma yeni gelen bir kaç kişi var. Meğer onlardan  kaptığım kötü enerjiler beni ağırlaştırmış. İçimdeki hirama çekildim ve düşümdüm. Çokca düşündüm.
 Velhasıl herşey kendinde biter her insan kendine çeki düzen verse ve mutluluk verse kötülük kalır mı.? Ahhh söylemesi çok kolay!! Farkındayım ama biz iyi düşün iyi olsun dersek kendimiz için en güzelini yapmış oluruz...
  Güzel enerjiniz insanları güzel etkilesin...:))))
 Not: bu kadar çok gülücük eklememin sebebi el alışkanlığı değil. Enerjimi  size yansıtmak için...:))

Cuma, Mayıs 04, 2018

Deeptone

Cuma, Mayıs 04, 2018 30 Comments

Ben blogumu ilk açtığım zamanlarda hiç kimse uğramazdı. Haftalarca bekler. 100 defa girip kontrol ederdim. 24 sayısını asla unutmam. Çünkü bir müddet sadece toplam ziyaret sayım olarak kalmıştı. :)
Ama birgün ilginç bir o kadarda tatlı tatlı yorumlar almaya başladım. Çok güzel bir stili var. Onu bilmeyen pek anlamaz yorumlarındaki şirinliği. Tatlı yorumları her zaman devam etti. Tatil yaptım. Bloga bir süre girmedim. Ama deep hep yorum yazdı. Yanlız olmadığımı hissettirdi. Bu zamana kadar hala blogta olmam deep sayesinde.:)
 Evett deeptone! Bu sana olan bir teşekkürüm:) ilk günümden bu günüme kadar sürekli yanımdasın. Neşelendiriyorsun. Beni ziyaret ettiğin kadar ben seni ziyaret etmedim. Farklı bir insansın. Bu enerji sana nerden geliyor bilmiyorum ama hiç bitmesin. Blogger olmanın hakkını sonuna kadar veriyorsun. Yeni bloggerlara ve sıkılmış bırakmak üzere olan bloggerlara ilham kaynağısın.
Bize bu kadar yardımda bulunduğun için çoook teşekkür ederim.  Hayatımda ailemden sonra ilk defa karşılık beklemeden yardım eden bir insan tanıdım. Bunun için çook mutluyum. İyiki bizimlesin...


Seni tanıyan insanlara seni tanıtamayacağıma göre ancak bir teşekkür yazıısı yazabilirdim. Buranın ağası gibi bir şeysin herkes tanıyor seni:))) haa birde dediğin gibi  sana olan borcumu blog dünyasında hep aktif kalarak ödeyeceğim.:))
Benimle birlikte bu etkinlikte kardeş olan komşularıma da çooook teşekkür ederim..:))

Şimdilik yayınlarını paylaşan komşularım onların yazılarınıda bakmak isterseniz.👇🏻   

Beyda’nın kitaplığı
İman power
Ezgissimo
Sevimli kitaplar Ebemkuşağı
Deepinside
Berlin berlin
Yıldız
Cam güzeli
Annesinin prensesi
Melonika’nın dünyası Kiremithanem
Ruhsa
Sessiz kaldım İrem
Sezersaadet Periodiclibrary






















Bbn



















Çarşamba, Mayıs 02, 2018

o da neymiş? #8

Çarşamba, Mayıs 02, 2018 11 Comments





Bugün ilginç bir konu hakkında yazı yazıyorum. Bende yeni öğrendim bazı çok tuhaf fobiler var. Hani bizim bildiğimiz karanlık , yılan vs.. den daha farklı korkular hadi şimdi bakalım o da neymişlere...

MİZOFOBİ: bulaşıcılık , pislik korkusu
“10 paket selpak 10 paket ıslak mendil deterjan vs. ile gezen  insanlar galiba:) çok zor bir durumdur. :( nereye gitseler diken üstünde oluyorlardır. “

LİMNOFOBİ: göl korkusu
“ İnanamıyorum. Göl kenarında kuşların sesi ile rahatlamak ne güzel değil mi? Fobisi olanlar için korkunç bir durum...

LOGİZOMECHANOFOBİ: bilgisayar korkusu
“ iyi mi desem kötü mü desem bilemedim. Bilgisayardan uzak kalmak ne kadar güzel olsada fobi haline gelmesi ürkütücü..

MAGEİROFOBİ: yemek yapma korkusu
“Yemek yapmamak için mi uyduruldu yoksa? Şaka bir yana sadece yemek yapmaktan değil yemek yapanlardan da korkarmış bu fobiye sahip olan insanlar...

PEDİOFOBİ: oyuncak bebek korkusu
“Aşırı olmasa da bende bebeklerden korkuyorum. Özellikle renkli , kocaman gözlere sahip vee karanlıkta gözleri parlayan bebeklerden çok korkarım.👀

EİSOPTROFOBİ: aynada kendine bakma korkusu 
“Bu fobiye sahip olan insanlar daha çok farklı alemlere kapılırlar. Absürt düşünceler içine dalarlar. Saçma olduğunu içten içe bilselerde önüne geçmeleri çok zormuş. ALLAH yardım etsin..

GRAPHOFOBİ: yazı yazma korkusu
“Şükürler olsun benim bu tür bir fobim yok. Yoksa bitmiştim. Yeni kalemler alıp anlamsız yazılar yazan ben için çok zor olurdu...

HAMARTOPHOBİA: günaha girme korkusu
“Yani... bir yere kadar iyi gibi kötü şeylerden uzak kalırlar ve günaha girmezler ama vesvese ile karışırsa tuhaf bir şekilde ilerleyebilir. ALLAH korusun...


MYXOPHOBİA: iğrenç his veren sıvı veya yapışkan madde korkusu
“Bazen banada oluyor. Sıvı yapışkanlar tuhaf bir his veriyor içime ama tabi fobi gibi değil...”


Daha birçok fobi çeşitleri var. İnsanlardaki dereceleri nasıl bilmiyorum. Bazıları çok komik gibi görünebiliyor ama yaşayan insanlar çok zorluk çekiyorlardır. Sadece çok komik bulduğum bir fobi var. Kaynana fobisi ne derece doğrudur bilmiyorum. Sadece komik geldi. Paylaşmak istedim..:))

Kendinize iyi bakın🤗🤗🤗

Salı, Mayıs 01, 2018


Es-Selamu aleyküm

 Bugün yine bize verilen muhteşem bir gün öncelikle blog camiasının Berat kandilini kutluyorum.
Beni yanlış anlamayın.! En samimi duygularımla size Berat kandilinden bahsedeceğim. Bugün sadece Allah’a olan teşekkürümüz ile geçsin olur mu? Ne film izleyelim nede başka bir hobi ile uğraşalım. Bugün sadece kitap olarak kuranı Kerim okuyalım. Namaz kılalım. Ve en önemlisi ALLAH’a şükredelim ve bol bol dua edelim. “Bana dua etmeyi unutmayın olur mu?” Çünkü birbirimize ihtiyacımız var. Hani derler ya “ kimin ağzı daha iyi bilinmez.”
 Çok fazla bir şey yazmayacağım. Sadece küçük bir hatırlatma olarak kabul edin. Dünya içine çekiyor bizleri ve gaflete dalıyoruz. İnsan hali unutuyoruz önemli şeyleri...
 Hayatınıza bakın ailenize kendinize ve dahi sahip olduğunuz herşeye sizin için var. Önünüzdeki bir tabak yemek sizin için geldi. O nimet senin için yaratıldı. Ağaçlar , hava , su , deniz... herşey bizim  için yaratıldı. Çocuklarımız , ailemiz , hayırlı arkadaşlarımız , eşimiz bizim için verildi. Bunların hepsine şükretmek ALLAH’ı ne kadar hoşnut eder? Ve ALLAH hoşnut olduğunda neler olur.? Bir düşünsenize siz ALLAH’a şükrederek ALLAH hoşnut oluyor. Bu ne büyük bir mutluluk olurdu...
 İnsanın yaşamadığı huzuru ALLAH’a  yaklaştığında hissediyor...
 Velhasıl bugün herşey için şükredip tebessüm etme vakti. Bugün tövbe edip tertemiz günleri karşılama vakti...

Not: siz bu yazıyı okuduğunuzda belki 3 gün geçmiş olacak. Belki bu gecenin sabahına okuyacaksınız. Belki de haftalar geçecek. Ama şunu unutmayın ölüm gelmedikçe herşey için bir ümit ve değerlendirme vakti vardır...

Sizler değerlisiniz......

Cumartesi, Nisan 28, 2018

Köy...

Cumartesi, Nisan 28, 2018 14 Comments


Güne sabah ezanları ile başlanır. Abdest alınır. Namaz kılınır. Kuranı kerim okunur. Eğer varsa inekler , koyunlar onları ziyaret ederler. Yemlerini verip eve dönerler. Daha kahvaltıya çoktur. Malum yeni nesil köy , şehir ayırt etmiyorlar...  bahçedeki maydanozlar , naneler , rokalar günün erken vaktinde sulanır ve güneşe hazırlanırlar. Evvelki günden Hazırlanmış olanlar kırpılır ve tabağa yıkanıp konulur. Eğer köy ekmeği bitmişse evvelden hamur hazırlanır. Hemen tandırda pişirilir. Ekmekler sıcakken köy tereyağı içine sürülüp tepsiye konulur.  evimizin ninesi tavuk kulübesinden sıcak sıcak yumurta toplar sepetine. Billuruna "bardak" suyunu koyar kahvaltısını hazırlar. Varsa gelini kızı onlar yaparlar. Hacı dede elindeki tesbihini bırakır. Meyve ağaçlarını kontrol eder. Gün içinde yemek için bir tabak erik toplar. Yerden balkonlarında hazırlanmış kahvaltı sofrasına otururlar. Yaşlı karı koca güne erken vakitlerde başlamanın huzuruyla kahvaltılarını yaparlar. Varsa gelinleri torunları kızları oğulları onlar ile birlikte kahvaltılarını yaparlar. Sofrayı nine kaldırır. Ardından bir türk kahvesi yanında gül lokumuyla hacı dedenin yanına gelir. Afiyetle kahvelerini içerler..
 Oldukça yaşlı oldukları için birlikte evi süpürürler. Normalde her insanın kahvaltı için kalktıkları vakitlerde onlar öğle yemeğine otururlar. Köyde her şey bir yana onların balkonları bir yanadır. Balkonun pencereleri yemyeşil ağaçlara ve otlara açılır. Kim olsa sever...
 Hacı dede öğle namazını evlerinin çaprazındaki camide kılar. Nine de evinin en ücra köşesinde namazını eda eder. Bahçelerinde bulunan ceviz ağacının altında çimlerin üzerindeki çulların üzerine oturup miss gibi kokan çaylarını yudumlarlar. Torunları tarafından 70 küsur yaşındaki dedeye dokunmatik telefon aldırılır.  "Şeker" oyunu yüklenir. Oyun oynanır. Hemde büyük bir zevkle ama gözlerdeki ağrı yüzünden 2 güne bir silinip tekrar yüklenir.:)) tatlı atışmaları , şaka ile karışık sitemleri ise tadı tuzudur...
 Hayal gibi değil mi? Ama gerçek sadece hayatları kelimeler ile süslendi. İnanın! Onların hayatı benim kelimelerimden daha süslü ve güzel..


Not1" biraz daha devam edecektim. Ama bitmeyeceğinden korktum.:)) belki başka bir yazıda yine bu tatlı çiftten bahsederim.:)))"

Mutlu kalın , tebessümü unutmayın...🤗