Cumartesi, Nisan 28, 2018

Köy...

Cumartesi, Nisan 28, 2018 15 Comments


Güne sabah ezanları ile başlanır. Abdest alınır. Namaz kılınır. Kuranı kerim okunur. Eğer varsa inekler , koyunlar onları ziyaret ederler. Yemlerini verip eve dönerler. Daha kahvaltıya çoktur. Malum yeni nesil köy , şehir ayırt etmiyorlar...  bahçedeki maydanozlar , naneler , rokalar günün erken vaktinde sulanır ve güneşe hazırlanırlar. Evvelki günden Hazırlanmış olanlar kırpılır ve tabağa yıkanıp konulur. Eğer köy ekmeği bitmişse evvelden hamur hazırlanır. Hemen tandırda pişirilir. Ekmekler sıcakken köy tereyağı içine sürülüp tepsiye konulur.  evimizin ninesi tavuk kulübesinden sıcak sıcak yumurta toplar sepetine. Billuruna "bardak" suyunu koyar kahvaltısını hazırlar. Varsa gelini kızı onlar yaparlar. Hacı dede elindeki tesbihini bırakır. Meyve ağaçlarını kontrol eder. Gün içinde yemek için bir tabak erik toplar. Yerden balkonlarında hazırlanmış kahvaltı sofrasına otururlar. Yaşlı karı koca güne erken vakitlerde başlamanın huzuruyla kahvaltılarını yaparlar. Varsa gelinleri torunları kızları oğulları onlar ile birlikte kahvaltılarını yaparlar. Sofrayı nine kaldırır. Ardından bir türk kahvesi yanında gül lokumuyla hacı dedenin yanına gelir. Afiyetle kahvelerini içerler..
 Oldukça yaşlı oldukları için birlikte evi süpürürler. Normalde her insanın kahvaltı için kalktıkları vakitlerde onlar öğle yemeğine otururlar. Köyde her şey bir yana onların balkonları bir yanadır. Balkonun pencereleri yemyeşil ağaçlara ve otlara açılır. Kim olsa sever...
 Hacı dede öğle namazını evlerinin çaprazındaki camide kılar. Nine de evinin en ücra köşesinde namazını eda eder. Bahçelerinde bulunan ceviz ağacının altında çimlerin üzerindeki çulların üzerine oturup miss gibi kokan çaylarını yudumlarlar. Torunları tarafından 70 küsur yaşındaki dedeye dokunmatik telefon aldırılır.  "Şeker" oyunu yüklenir. Oyun oynanır. Hemde büyük bir zevkle ama gözlerdeki ağrı yüzünden 2 güne bir silinip tekrar yüklenir.:)) tatlı atışmaları , şaka ile karışık sitemleri ise tadı tuzudur...
 Hayal gibi değil mi? Ama gerçek sadece hayatları kelimeler ile süslendi. İnanın! Onların hayatı benim kelimelerimden daha süslü ve güzel..


Not1" biraz daha devam edecektim. Ama bitmeyeceğinden korktum.:)) belki başka bir yazıda yine bu tatlı çiftten bahsederim.:)))"

Mutlu kalın , tebessümü unutmayın...🤗

Cuma, Nisan 27, 2018

Tebessüm hakkında konuştuğum her insan tebessümün sinir küpüne dönüşmüş insanları bile pamuk şeker yapabileceğini söylediler. Küçük bir mimik insanın ruh halini düzenleyebiliyorsa tatlı dil ne yapar bilemiyorum. :) İnsanlar ne kadar mutsuzluğa odaklı olsalar bile her insan sevgiyle karışık tebessümü yok sayamaz. Küçük bir yardım kocaman tebessüm asla unutulmayan bir hediyedir. İnsanlar yaptığınız kötülüğü unutmadıkları gibi yaptığınız iyiliği ve verdiğiniz tebessümü de unutmazlar aralarındaki tek fark verilen mutluluk izleri kalplerinde saklanır ve orada yaşar. Sadece dillenmez.
 Tebessümü en çok anlayan yaşlılar da fark ediyorum. Çünkü onlar çıkar peşinde koşmayan yumuşacık kalpli güzel insanlar... "yaşlıları çok severimde..."
 Tebessüm güçlü kişilerin mükemmel silahları:) insanın kalbini hemen yumuşatabiliyor gerçekten. Birazda adın çıkmalı sürekli tebessüm ile konuşan insanlar var. Hayret ediyorum. Sinirli hallerinde bile gülümsüyorlar gibi.:) artık kendilerinden bir parça olmuş. İnsanların ilgisini olumlu yönde çekiyor. Velhasıl gülümseyelim, gülümseyelim ki sevgimiz insanları da gülümsetsin...

Pazar, Nisan 22, 2018

"İnanmak , Çalışmak , Dua etmek"
Bu güzel üçlüyü bir insan yakaladı mı işte  her şey yolunda demektir. Bazen her şey üst üste gelir kaldıramazsın. Yapman gerek onlarca iş vardır hiç birine vakit ayıramazsın. İşte o anda biraz huzur biraz özgüven gerek insana...
  İnanmadan hiçbir şey yapamazsın. Sevmeden çalışamazsın. Dua etmeden elde edemezsin. Armut piş ağzıma düş ! Hesabıyla çok insan üzüldü. Ne oldu...?
 Ben bugünler de bu süper üçlüyü çok önemsiyorum. Başka deneyebileceğim metod yok hayatımda:) uyguladığım zaman içimin huzurlu olduğunu hissediyorum. Öncelikle yaptığım iş her ne olursa olsun. Yapacağıma , başarabileceğime dair bir inanç olmalı içimde ümitle hazırlanmalıyım. Sonra bu işte bana tek yardımcı olacak ALLAH'a dua etmeliyim. Öyle içten etmeliyim ki dua ederken hem işime olan inancımı tazelemeliyim ,  hem de motive olmalıyım. :) daha sonra da işim üzerin de çokça çalışmalıyım. Gayret etmeliyim. Vee emeğimin karşılığını aldığım zaman ŞÜKÜR etmeliyim teşekkürüm öyle büyük olmalı ki bundan önceki yapacağım işlerim de daha azimle çalışmam için , içimde bir güç biriksin.. İşte benim formülüm bu:)))
  Tabii bu işten kastım farklı farklı meşguliyetler kimi sınava girer , kimi iş görüşmesine gider , toplantıya katılır , ezber yapmak ister vs...
Benim bu formülü üzerinde uyguladığım meşguliyetim derslerim. Kendimi zorladığımı fark ettim ve hiç bir şey yapmak istemezken buldum. Hayata olan neşem bir an çöktü. Çünkü benden daha iyisi bekleniyordu yada ben kendimden daha iyisini bekliyordum. Tuhaf ki hafta içi kendime olan baskım hafta sonuna sarkıyordu. 2 hafta saf bir şekilde kendime eziyet ettim. Kendime kızıyorum çünkü ümidimi kırmıştım. Zayıf hissediyordum. Ama bu metodu uygulamadan önce Rabbim aklıma geldi ilmi isteyene veririm buyurmuştu. ben neden istemiyorum ki? Zaten çalışıyorum ama eksiklerim varmış meğer konuyu anlıyormuşum ama inanmıyormuşum kendime samimiyetimi unutup yardım istemeyi unutmuşum Rabbim'den , nasıl büyük bir eksiklik ki sadece çalışmakta yetmiyormuş insana. ALLAH'a olan inancı , samimiyetle yapılan duanın kabul olma ümidi hep içinde olmalıymış insanın. Farkına vardığım için çok mutluyum...
Mutlu ümitli kalın:)))ve dualarınıza beni de katmayı unutmayın)))))

Cumartesi, Nisan 14, 2018


Merhaba efenim:)

En baştan beri beni takip eden ve yazılarımı kaçırmayan güzel komşularım bilirler düzenli olarak farklı konular da bir kaç serim var. 1 Şehir 10 Bilgi , o da neymiş? Vs...
Her gün bu konular da araştırma yapmak eskisi kadar heyecan vermiyor yalan söyleyemem. Aslında bu tür konular oldukça ilgi çekiyor fakat sürekli uğraştığım zaman bıkkınlık getirdi diyebilirim. Mesela o da neymiş? Serisinde birçok araştırma yapıyorum kitaplardan destek alıp bilgileri topluyorum. Ben biraz daha günlerimi farklı hobiler ile geçirmek istiyorum. Hani birgün içinde toplayacağım bilgiyi 2 hafta içerisinde rastgele okuduğum bir kitaptan izlediğim belgeselden filmlerden notlar alıp hazırlamak istiyorum.
 Gezdiğim şehirlerden kendi fotoğraf galerimden resimler paylaşarak bilgi vermek istiyorum. Tabii 81 şehri de gezemem ama en azından gezip gördüğüm yerler hakkın da bilgi vermek hem benim için daha zevkli hem sizin için daha güvenilir olacaktır.
 Velhasıl, bundan sonraki yayın akışı anbean yaşadığım olaylardan , anılardan araya serpiştirilmiş serilerden oluşacak sizce bu şekilde devam etmemde bir sakınca varmı? Serilerim sizde nasıl etki bırakıyor? 
Bu günkü yazımda sizlere:) Hayatımın en güzel yerinde bana enerji olan bir sevgi yumağından bahsedeceğim.
Minik arkadaşım
İnsana verilen en güzel hediyelerden bir tanesi tatlımı tatlı yeğenlerdir.
Güne yanağıma bir öpücük kondurularak başlıyorum. Tabii bu öpücük baze saat 6 ,7 gibi kondurulunca pek memnun olmuyorsunuz ama yinede kıyamıyorum tatlıma:)
Günümün hemen hemen hepsini onun için ayırıyorum. Aslında o beni bırakmıyor desem daha doğru olur.:)
 Mustafa benden çok odamı seviyor diyebilirim. Renkler çocukları çok etkiliyor odamdaki her şeyi ayrı ayrı kurcalar artık yürümeye başladı başlayalı odamdaki her türlü eşyayı kaldırdım. Odam hiç bu kadar sade olmamıştı.:) Hayatımdaki sevdiğim bazı şeylerden fedakarlık yapmak zorunda kaldım mustafa için. Bunlardan bir taneside telefonum evet şimdiki çocuklar telefon bağımlısı elinde gördümü dinlemiyor. Hemen alır bilirde nereyi açacağını. Bende artık onun yanında almamaya başladım. En iyiside bu oldu saatlerini bu yaşta telefon başında geçirmesine izin veremezdim.
Farklı etkinlikler yapmaya başladık beraber , mesela evin karşısındaki park:) bu zamana kadar pek işime yaramamıştı küçükken çok fazla çıkmazdım. Ama şimdi çoğu vaktimiz parkta salıncak başında üst baş toprak içinde geçiyor.:)
 Bilirsiniz resim merakım var bu sebepten malzemelerim çoktur evde , ama baksanız malzemelerin çoğu yok kayıp:) usulca yanıma gelir hala"haloo" nanım halam"canım halam" noluu "nolur" boya oynabiliii" boya oynayabilir miyim?"der. Bana böyle gelince hiç hayır diyesim gelmiyor. Her şeyi döküveriyorum önüne:)
Şimdiki bücürükler çok şanslılar herşeyleri dört dörtlük ne deseler oluveriyor. Annemin küçük havludan bebekleri varmış eskiden nerdeee barbie bebekler:) babaannemin 1 tane ayakkabısı varmış. Çok sevdiği ayakkabısını babasına söylemesine rağmen alamamışlar. Leblebi o zamanların en kıymetli abur cuburuymuş. Annemden babaannemden bunları duyunca gerçekten çok şaşırdım. Biz çok bolluk içinde yaşıyoruz halimize bin şükür😔ama o zamanlar daha iyi gibi elindekinin değeri biliyorsun. Şimdi öyle mi? Herşeyden milyonlarca var. Bir şeyimiz kaybolsa eksikliğini hissetmeyiz. Karakterimize etkisi çok büyük. Mustafa'ya bir hala olarak elimden geldiğince birşeyler öğretmeye çalışacağım. Canımın içi:)))
 Büyüdüğünde sevgimiz hâla aynı tazeliğini korur inşaALLAH "Şükür"
Sevgi kıymetlidir. Onu koruyabilmek çok önemli...