Salı, Mart 27, 2018


Babaannemin yerden , küçük çatılı bir evi var. Çatının iç kısımlarında birden fazla kuş yuvası bulunur. Kendimi bildim bileli hem vardır o yuvalar. Bazen yeni doğmuş daha tüyleri bile çıkmamış yavru kuşlar aşağı düşerdi. Babaannem de birkaç saat bakardı onlara bazılarını yüksekçe bir yere koyardı annesi alırdı, bazen de ölürlerdi. O gün kuşların sesi daha çok çıkardı. Etrafta çok uçuşurlardı. Ama çok severdim çocuk aklı ya düşseler de ben baksam onlara diye düşünürdüm.
  Köye gittiğimiz ara yine çam ağacının dibine düşmüş. Hemen aldım elime normalde yeni tüysüz kuşları pek alamam ama bu yine büyük diğerlerine bakarak:) neyse hemen balkona getirdim. Artık babaannem işin ehli olmuş eline fazla alma dedi , korkar , yere kendi haline bırak dedi. Yere koyduk. Uçamıyor daha uçmayı öğrenmemiş yavrum benim bir sağa zıplıyor bir sola.:))
Elime alınca bir görseniz kuşu nasıl titriyor korkudan kıyamadım hiç:(
 Tabii hemen anne moduna girdim ben acaba bir şey yermi? açtır bu açtır.!:) sudan başka bir şey vermedik tabi:)
Aslında ekmek ufakları , çekirdek içini filan yediklerini biliyordum , ama elimdeki kuş daha çok küçük olduğu için bir şey vermeye çekindim doğrusu.
Babaannem kuş biraz sakinleşince yüksek bir yere koydu yine oradan aldılar kuşu:)
İlk defa elimiz de ölmeden bir kuşu teslim ettik ailesine :)) kaç tane gömdüm bu zamana kadar...
  Aslında bu zamanlarda en doğru şekilde nasıl yapılır.? Annesine verme imkanımız olmadığında nasıl büyütülür? bu konuda bilgi edinmek istiyorum. Sonuçta bu olaylar çok sık oluyor. Eğer sizin de bilgileriniz varsa paylaşınız. Rica olunur. ;)
Bunun gibi ufacık kuşlar da düşüyor işte:(
"Bu resim bana ait değil"

Cumartesi, Mart 24, 2018



Derslerimden dolayı her sabah erken kalkmam gerekiyor. Sağolsun komşumuzun biricik horozu bu işte bana yardımcı oluyor. Horoz sesi ile uyanmak bu şehir de herkese nasip olmuyor. Şehir'de yakaladığım en güzel şeylerden bir tanesi diyebilirim.
 Sabah horozun sesiyle uyanmamızın ardından kuş seslerinin özellikle yusufcuk sesleri ile derse adapte olmak muhteşem , bu muhteşemlik hergün olmasada olduğu zaman içim açılıyor.

Evimin karşısı park , haliyle çocuk eksik olmaz.
Öğleye doğru okula başlamamış ama saat 7'de kalkıp birde annesini kaldırıp parka giden küçük tıfıllar var. Onlar yokmu onlar boylarından büyük sesleri var taa 5. Kata Kadar çıkıyor. :)
  ikindiye doğru park küçükten büyüğüne yaşlısından gencine kadar doluyor. Apartmanların kapılarının önündeki kaldırımlara oturmaya başlar kadınlar hatta özellikle kapı önüne bank yerleştirmiş komşular da var.Ben pek sevmem kapı önünde oturmayı ama işte oturanlar var.


  Her sokağın altını üstüne getirmiş, Söylediklerinden yarısını zor anladığım balıkçı amcalar , domatçı çirkin abiler , sütçü dayılar derken bu böyle uzar gider...:)))
  Akşama doğru anneler zorlaki çocuklarının kollarından tuttukları gibi evlerine götürürler tabi hepsi gidermi ?şu bu derken anneler parkı terk eder. Ve park sadece gençlere , çocuklara kalır. Tabi bazı anneler babaanneyi , anneanneyi öne sürer ve parkta oturmalarını ister. En fazla 1 saat dayanırlar. :)))
  Bizim bu inatçı çocuklar arabadan inen babayı görünce üzgün üzgün evin yoluna düşerler. Biraz daha nazlı olanlar babayı ikna eder yemek vaktine kadar 1 saat daha keyif yaparlar.
  Akşam karanlık çökünce etrafa , birbir açılır lambalar sokaklardaki ses cümbüşü apartmanlara saklanır.
Tabii köyüm gibi tad vermesede bu şehrin güzelliklerini de saklayamazdım.
Not: insanları çekmek istemedim. Ve birkaç manzara eskiye ait.
Not:fırsat olursa eğer yeni manzaralar eklemek istiyorum.:)
     

Cuma, Mart 23, 2018


İslamiyetin bize verdiği çok güzel şeyler var.
Bunlardan birisi de regaip günü ve gecesi dinimizin özel günlerinin aylarının olması çok güzel değil mi? 
 Bizzat bu aylarda ALLAH c.c'dan istediğimiz veya affetmesi için tövbe ettiğimiz dualarımız var. 
 Bugün bizim evde çok güzel bir sıla-i rahim vardı. Babam akrabalarımızı aradı. Biz annemle gündüz aradık. 
Akraba ile olan ilişkiler biranda daha sıkı olmaya başlıyor fark ediyor musunuz? Normalde ne annem ne
babam nede ben pek aramayız aile büyüklerini tabi "babaannem , dedem ve anneannem hariç "ama bu aylarda çok güzel bir yakınlık oluveriyor. 
 Aynı şekilde bugün yeğenimle kursa giderken bir kadın kek uzattı benim kuzuma ne içten bir hareketti ,
sebebi ise kandil olmasıydı. Selamlaştık teşekkür ettik derken aklıma geldi de toplumsal yakınlaşma ve hoşgörü artıyor.
 "hiçbir şey boşuna değil" bu sözü çok seviyorum çünkü her şey gerçekten birbirine bağlı...

Regaip Kandiliniz mübarek olsun.:)))))
Seviliyorsunuz , dualarımdasınız. Sizde dualarınızı eksik etmeyin....

Pazar, Mart 11, 2018


 Evimin her köşesinde kitaplara rastlasam da kitaplara karşı soğuk bir yanım vardı. Ne tür kitap olduğu önemli değildi , okumak istemezdi içim. Taki blog dünyasına adım atalı:) burada genelde kitap yorumlamak , kitaptan içerik paylaşıp sevilen kitapları öne çıkarmak gibi konular var hep :)
Bu beni birazda olsa kitaplara karşı yumuşattı diyebilirim. Şimdi bitirdiğim birkaç kitabımın yüzüne baktığımda bana bıraktıkları güzel hisler geliveriyor içime:)
 Üşengeç bir yapım var galiba bu yüzden kitap okumak çok mantıksızdı benim için. Birazda zordu onca kitabı bitirmek kalın veya ince bazen okumak için karar aldığımda kitabın içindeki yazılar birbiri içine girer gözlerimin kenarları kararmaya başlar bembeyaz yaprakları siyahlaşıp giderdi , anlamadan okurdum. Haliyle bende sıkılır daha sayfanın yarısına gelmeden bu kadar yeter biraz sonra tekrar okurum demek üzere yerine bırakır , aylarca kitabın yüzüne bakmazdım. Günlük yapılan işlerimin telaşı sarar , kitap okumak istesem de fırsat bulamazdım . Şimdi o günleri hatırladım da bu konuda ne kadar cahil olduğumun farkına vardım. 
 Ama şimdi herşey değişti , değerlendi .
Şimdi daha meraklıyım kitaplara karşı:) hele ki sizi anlatan kitabı bulduysanız okumaktan kendinizi alamıyorsunuz. Bir kitap almıştım. Menekşe kokulu hikayeler adlı içinde karışık hikayeler var kısa kısa her bir hikayeden ders çıkartıyorsun kendine.
 Kitaptan hep bir hikaye okur koyardım , bana kalsa bütün kitabı 1 günde bitirecem ama çok çabuk bitmesin diye kıyamadım kitaba her gün bir hikaye okudum ve hikayeleri anlamaya çalıştım , kavradım. Sonra bir diğer serisi çıktı karşıma onuda derken şimdi 3. Kitabı alacağım sonra 4 sonra 5 derken kendimi bu cahil durumun içinde çıkaracağım. Yeni kitaplar aldım. 
  Avmlere gittiğimde artık ilgimi kitap reyonları çekiyor istemsizce gözüme çarpıyor. Konya tarafına gittiğimizde alışveriş merkezine uğradık. Mağazanın büyük kısmında kitap reyonu vardı ayırmışlar içerik içerik kitapları bir tane aldım oradanda tatilde okurum diye okudumda :) " papatya kokulu hikayeler " orada birde altın kurallar kitabına rastladım ilgimi çekti çekmesine de dalgınlıkla onu unutmuşum almayı :(
 " Evet kitaplar en iyi arkadaş "
Bu söz daha anlamlı...

Cuma, Mart 09, 2018



Bugün geldiğimiz günden beri ilk defa sessiz ve sakin bir şekilde köy evimizde bulunan minderin üzerine kıvrıldım. Karşımda çokta yüksek olmayan küçük korkuluklu pencere vardı. Biraz yerden olduğu için sen dışarıda olan biteni görürsün, ama evin iç kısmı görünmez. Bunun için perdeyi sonuna kadar açtım. Daha güneşin etrafı ısıtacağı vakitlerde siyah bulutlar kaplamış, dışarıdaki şiddetli rüzgar pencerenin kovuklarından çıkardığı sesle anlaşılıyordu. O gün dışarısı çok soğuktu. Yağmur yağar diye bi ümit bekledim ama yağmadı:(
  Uzun süre oturmayı pek beceremeyen ama hiperaktifliğinide 11 , 12 yaşlarında kaybetmiş biri olarak elime hemen telefonumu alacaktım, ama pencereden bakarken çoğu tamamlanmış bir kısmı yarım kalmış, duvarın yarım kalmış olan kısmından birkaç çocuk geçtiğini gördüm.İlgimi birkaç çocuğun arasında sadece biri çekti. Diğerleri yıkık yarım duvarı geçtikten sonra bir daha görmedim , geriye dönmediler, Telefonu almamı engelleyen o çocuk hariç!
  Pencereden izlediğim manzarayı daha da dikkatli izlemeye başladım. Duvardan sokağın bir kısmını görebiliyordum. Köydeki bazı insanların duvarları hariç genelde duvarlar yüksek olur. Yerimde otururken benim Gördüğüm tek şey kerpiçten yapılmış bir ev ve o çocuktu. Her insan evinde sobanın kenarına kıvrılmışken o Hızlıca eve girdi, 1 , 2 dakika sonra kapıdan küçük soğuktan morarmış elleri ile bütün gücüyle dört tekerlekli bisikletini çıkarmaya çalıştı. Yüzündeki tebessüm içindeki heyecanın verdiği güçle bisikletine bindi. Gözünün önüne inen beresini ikide bir yukarıya kaldırıp bisikletini sürmeye devam etti.Komik bir hali vardı. Üşüdüğü ellerinden ve yanaklarından anlaşılıyordu,yüzüne vuran rüzgara aldırış etmeden.. ama öyle heyecanlı sürüyordu ki bunun her çocuk gibi farkında değildi. Belki 10 dk bile durmadı, kapıdan bir kadın annesi veya başka bir yakını onu içeriye girmesi için tembihler gibi evi gösterdi. Uslu bir çocuk gibiydi , hemen içeriye doğru bisikletini sürdü.
Ama o 10 dk bugünün en güzel zamanıydı hem benim için hemde o çocuk için:)
Çünkü, o rüzgarlı soğuk havada onu mutlu eden şeyleri yapmaktan çekinmedi. Çocuktu ama yinede 10 dk içinde mutluluğunu yaşamak istedi,kaçırmadı.
Bazen herşeyin tam tıkır olması için uğraşırım yaptığım işlerden mutlu olmak için ama hep yarım kalır tadını çıkaramam. Benim için "herşeyin çokta uyumlu olmasının gerekmediğini anlattı. O çocuk farketmedi ama ben bundan kendime bir ders çıkardım.
  Bu dünyada en olmaz dediğimiz zamanların bizim için en mutlu geçecek vakitler olduğunu bilmeliyiz ki hayattan zevk alalım.
  Bizi mutlu eden her şey sınırsız ve kuralsız olmalı işte o zaman bütün günler yüzümüzdeki tebessüm içimizdeki heyecanla biter...
"Köyden küçük bir anı:)"