Cuma, Temmuz 06, 2018

Gölgesinden Korkan Kadın 5. Bölüm




Ahşap ev dışarıdan göründüğü gibi küçük değildi. Kocaman bomboş duvarlar, sağımda duran yüzyıllık bir askı karşımda basamaklarını korkuyla çıkacağın, kenarları kırılmış merdiven, sol tarafta küçük bir oda hemen karşısında başka bir küçük oda, her iksinin yanındaki kapısı kapalı odalar. Şimdilik gördüğüm ve hayretler içerisinde incelediğim ahşap evin girişi. 
 Beni nazik ama ötümsüz bakışlar ile sağımdaki odaya girmemi söyledi. Sessizliğimi korumakta hata mı ediyorum, bilmiyorum. Bu endişe ile karışık merakım beni odanın içine
girdirdi. Odanın sakin bir havası var. Minimalist dokunuşlar ile döşenmiş eşyaları, ruhsuz duvarları vardı. Duvarın bir kenarında “burada tek detay benim” diyen eski zaman saati vardı ama maalesef çalışmıyor, bir kenarda unutulmuş gibiydi. Koltuğun üzerine oturduğumda beni yavaş yavaş içine çekti. Hareket ettiğimde ikide bir yaylarından ses geliyordu. Karşıma oturup, öylece beni baştan aşağı süzdü. Göz teması kurmaktan çekinmeyen, her an patlayacak bomba gibi duran bir kadındı. Sonunda iki çift laf etmeyi aklına getirip, konuya bodoslama daldı.
- Sen fotoğrafçısın. İyi fotoğraflar yakalıyor gibisin. Geçenlerde seni burada o berbat kafeyi çekerken gördüm ve ertesi gün binaları çekerken gördüm. Seviyorsun çok belli. Sana bir iş teklifinde bulunacağım. İtiraz edeceğini hiç sanmıyorum. Çünkü parasını sen belirleyeceksin. Anlaştık öyle değil mi? 
- Nasıl...? Nasıl bir iş teklifi? Bu aralar çok yoğunum. Programıma bakmam gerekiyor, izninizle.
Biraz düşünmek için yıllarca kapağını açmadığım iş defterimin kapağını açtım. Bütün sayfalar bomboş işimin yoğunluğunun olmadığını anlamaması için yavaşça tekrar kapatıp, telefonumdan kontrol edeyim dedim. 
Nasıl hayır diyebilirim ki? Ama ne olduğunu bile bilmediğim bir iş teklifini nasıl kabul edebilirim? Üstelik Çok tekin davranışları olmayan bir insandan alıyorum. Ayrıca para meselesini tamamen bana bırakması hayra alamet değil. 1 milyon istiyorum desem hemen verebilecek mi? Bu kadar ucuz görünümlü bir evde oturan insan. İçimdeki muhasebemi bir sonuca bağlayamasam da bir şey söylemem gerekiyordu.
- iş teklifiniz fotoğrafçılık ile ilgili öyle değil mi?
Evet. Doğru bildin. Birinin fotoğrafını çekeceksin.

- Kimin fotoğrafı? Düğün veya sünnet fotoğrafı mı?
- Yok yok. Bak seninle açık konuşacağım. Kabul edeceğini bildiğim için kısa bir açıklama yapıyorum. Bir adamın fotoğraflarını yarın sabahtan akşama kadar çekmeni ve bana göstermeni istiyorum. Kimler ile buluştuğunu, nerelere gittiğini bana bildirmeni istiyorum. Ajan gibi ama asla yasa dışı değil. Onun nereye gittiğini bilmek benim hakkım! Yıllardır kocam olduğunu hissetmek istiyorum. Anlıyorsundur umarım! 
 Ona ne söyleyeceğimi iyi biliyordum. Taki kocam diyene kadar. Birşey söyleyemedim ama bu işte olmaktan korkuyordum. Sanki birşeyler bulaşacak gibiydi bana ama ses edemedim. Zaten ses etsem ağzımı kapatacak güçte olduğu her halinden belliydi. Hata ettim.  Bu kadar meraklı olmam beni her zaman yarıda bırakmıştı. Şimdi ise sonuna kadar gitmem için beni tehdit ediyor. Ah bu merak ah!
Çaresizce, bana ters bir konu olmasına rağmen kabul ettim. Bu kadar paraya ihtiyacım varken kabul etmemek o an aptallık gibi geldi. 
Alnımdaki terleri sile sile evden çıktım. Ben kimdim onu bile unutacak vaziyette arabamı zor buldum. Kalbimi kontrol edebilmek şöyle dursun, azalarımı hareket ettirmekte zorluk geçiyordum. Heyecan, korku ve büyük merakın vücudumdaki etkisiydi bu...

3 yorum:

  1. çok güzel bu öykün yaaa. saat, divan, evi ne güzel yansıtmışsın. kocasının fotolarını çekcek ha, bakalım bir bela gelcek gibi hayırlısı :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ayy teşekkür ederim.😊 bilmem iyi bir kişi değil zaten bu koca.:))

      Sil
  2. Umarım başına çorap örülmez bu işle. Kaleminize sağlık:)

    YanıtlaSil

Yorumlarınız ilgiyle okunuyor...